Bir Balkan Söyleşisi: Atalet mi? Cehalet mi? İhanet mi?

Avrupa’nın en güzel bölgesidir Balkanlar… Dağ yollarında kıvrıla kıvrıla gidilen yollar bir tarafta mavi denizlere yukarıdan bakma imkânı sunarken diğer tarafta yeşilin her türlüsünü serer insanın önüne. Denizin mavisinden uzaklaşıp dağ havası arayanlara da gürül gürül akan nehirlerin dinletisi ile dalma fırsatı verir cömertçe. Tabiatın tarihle buluştuğu bu kadim bölgede zaman çok hızlı akar ve biter doyamadan bile.

Avrupa’nın en tarihi bölgesidir Balkanlar… Eski Yunan medeniyeti kadim Avrupa kültürüne beşik olurken, gelen her medeniyet bir iz bırakarak terk etmiştir hüzünle ayrılırken bu yeryüzü cennetinden. Saraybosna’da, Mostar’da, Üsküp’te gezerken bir de, adım adım geçmişe bir yolculuk yapar gider gelirsin hem de.

Avrupa’nın en zengin kültürlü bölgesidir Balkanlar… Türlü türlü inançlar, her inancın farklı farklı yorumları, mezhepleri, grupları, tarikatları… Kimsenin kimseye karışmadığı yüzyıllar boyunca ilmek ilmek dokunmuş kültürel etkileşimler hemen her alanda iz bırakmıştır Balkanların kültür mutfağında. Yemek alışkanlıkları, mimari teknikler, düğün merasimleri, kız alıp vermeler, inançlar arasındaki geçişler, şehirleri kasabaları paylaşmalar hep ortak medeniyetlerin tarihini beraber yazmıştır. Bir imparatorluk gider diğeri gelir ama bölgeyi hep bu kültür atmosferi yönetir.

Avrupa’nın en entelektüel bölgesidir Balkanlar… Felsefenin doğduğu topraklar olan Yunanistan antik tarihte entelektüel faaliyetlerin başkentidir aynı zamanda. Bilge Kral’ın felsefe, din ve sanat ile yoğrulan; hapishanelerde pişen; savaş ile olgunlaşan ve Doğu ile Batı’nın sentezini en mükemmel şekilde veren hayatı bilgeliğin tarifidir adeta.

Avrupa’nın en zor bölgesidir Balkanlar… Bir yandan coğrafi koşullar hayatın çetin yüzünü gösterirken öbür yandan farklılıkları bir arada tutmanın zorlu siyasi süreçleri insan hayatını macera dolu bu ortamda dipdiri tutar her an her dakika. Kışın buz gibi olup donan o eller adeta birer yumruk olur yaşam mücadelesinde en ön safta.

Avrupa’nın en karışık bölgesidir Balkanlar… Attığın her adımda farklı inanca sahip bir köy, farklı dili konuşan bir halk bulursun karşında. Hatta öyle köyler vardır ki girişte kiliseleri görüp Hristiyan bir bölge demene kalmadan karşıdan bir ezan sesi gelir kulaklarına. Aynı köyde Müslüman ve Hristiyan dünyanın çok da alışık olmadığı bir durum olsa gerek aslında.

Avrupa’nın en kanlı bölgesidir Balkanlar… Adı içinde saklı “kanlar” tarih boyu oluk oluk akmıştır sokaklarda, şehirlerde; dağlarda, ovalarda… Adı içinde saklı “Bal” gibi tatlı bu diyarlar her medeniyetin ilgisini celbetmiş, hâkimiyet uğruna nice kanlar dökülmüştür savaş meydanlarında. Bir o kadar da özgürlük uğruna…

Avrupa’nın en acılı bölgesidir Balkanlar… Tarih boyu süren cephe savaşları, geriye gözü yaşlı anneler, eşler ve evlatlar bırakırken sınırlar ötesi göçler aileleri paramparça eden başka bir olgu olmuştur. Kimisi ata toprağını bırakmazken düşman ellerine kimi can ve namus uğruna terk eyler doğup büyüdüğü ata topraklarını. Bu topraklarda dünyaya açılan gözler, hiç bilmediği yaban ellerde yumulur ve veda edilir çileli ömürlere.

Avrupa’nın en unutulmuş bölgesidir Balkanlar… Kapital, önüne gelen her değeri öğütürken artık dikkatler Kuzey’e odaklanır bu çağda. Maddeyi ve hazzı çoğaltan Kuzey’in bu kadim değerlerle ilişkisi artık sadece bir sınır güvenliği meselesidir aslında. Sınırları güvene alacak kadar güçlü; başına bela olmayacak kadar zayıf bir Balkan coğrafyası yeter de artar bile Avrupa’nın varoşu olmasına.

Avrupa’nın en özel bölgesidir Balkanlar… Bize özel… Tarihimize özel… Ecdadımıza özel… Saraylara vezirler gönderen Travnik; gelinler gönderen Saraybosna; destanlar yazan Plevne, deli dolu akan Tuna; asi olup başkaldıran ve masallara konu olan Kazıklı Voyvoda; Kanuni’nin bedenini saklayan Zigetvar, Sokullu’nun diyarı Vişegrad… Batı Trakya, Köstence, İşkodra, Silistre, Selanik, Kırcaali, Kosova, Varna, Filibe, Kalkandelen… Kaçı kaldı kim bilir akıllarda. Kaçı hala yaşar gönüllerde. Kaçını duyduk ya da bildik şu hayatımızda. Kaçı gündemimize girdi son sıradan bile olsa.

Balkanlar Türkiye ile yatar Türkiye ile kalkar… Arnavut, Boşnak, Türk, Pomak, Torbeş… Hepsinin gündeminde vardır bir Türkiye. Hepsinin birer akrabası vardır Türkiye’de. Hepsinin bir seyahati vardır Türkiye’ye. Hepsinin bir ilgisi ve bilgisi vardır Türkiye ile ilgili her şeyde. Tarihine bu kadar yabancı ve bu kadar düşman ülkemin evlatlarının var mıdır bir ilgisi bilgisi, bir derdi tasası ata yadigârı bu topraklara. Farkında mıdır emanet bırakılan bu yetim ve öksüz misali gözü yaşlı, gönlü gamlı, hayatı çileli ama hep umut dolu hep iyimser hep sıcak bu kardeşlerinin dualarında olduklarından? 

Farkındaysa nedir bu atalet? Değilse nedir bu cehalet? Yoksa demeli mi acaba ihanet?

ŞAHAB KUTLU

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir