BİR ŞEHRİN SON ŞARKISI

 

 

Sokaktayım,

Her yanım ıssız karanlık

Evlerde, rutubet kokan pencerelerde, hissiz sahipleri şehrin

Avuçları içinde titriyor dumanı incinmişliğin.

Sokaktaydım,

Ürkekçe ıslatıyordu yağmur bastığım yerleri,

Lambaların alevi adım adım işliyordu yalnızlığıma.

Anlatmak istediğim onca şey kursağımda bir yanık izi

Taşlar, yüklü bir hissiyatla konulmuş bir garip dizi;

Her yanı, ekmek kavgasında boğuşan işçilerin emeği,

Ve burada görünen saf gözyaşının kemiği.

 

Günlerden bir gün, puslu ve soğuktu havalar,

Yaşamak suç olduğu zaman karalanmıştı duvarlar,

O zaman ölmüştü bahçesinde çocukların neşesi,

Gökyüzü o zaman ağlamaya durmuştu.

Kulakları sağır ve gözleri kör eden bir ses ve ışık,

Yeryüzü insanları kusuyordu kaşık kaşık.

Kurşunlar ve bombalar eşlik ediyordu dansına son bendin,

Islak bedenine tecavüzde bulunuyorlardı kentin,

Ve sonsuz bir rüyanın, umutlu serinliğine devrin.

 

Başımı kondurduğum yer uzaktaydı, evimin

güneşli günleri kapkara bir örtüyle alıkonmaktaydı

Huzura çatı diye diktiğim ağaçlar, baltalarla kesilmiş,

Bahçemin çiçeği gitmiş, yeri taşlarla bezenmiş.

Bu gece solmuş güller atıyorlardı idamına şehrin,

Uzanıp, usulca gidiyordu masumiyeti sevdiğim rengin.

Günlerden bir gün, puslu ve soğuktu havalar,

Zalimlerin elleri benim gençliğimi karalar!

 

Özgenur KARACA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir