BİTKİ ÇAYLARI

Siyah çay ve kahve gibi günümüzde yaygın olarak tüketilmekte olan kafeinli
içeceklerden daha önce dünyanın birçok bölgesinde bitki çaylarından
yararlanılıyordu. Amacı ise bitkilerin iyileştirici yönünden faydalanmak ve
hoşa giden lezzetleri hissetmekti. Son yıllarda bitki çaylarının kullanımı
ve önemi arttı. Bitki çaylarının bazısı aromasıyla, bazısı rahatsızlıklarda
tedaviye yardımcı olan etkili bileşikleri ile ön plana çıkmaktadır. Ancak
en önemli etken bitkilerin kalitesi, yetiştirilme yöntemi, toplanma
zamanı, depolanması, ağır metal ve ilaçlarla kontaminasyonu bitkinin
kalitesini etkilemektedir. Her besin gibi bitki çaylarının da vücuda büyük
faydaları bulunuyor. Ancak bitkilerin içeriğindeki bazı maddelerin  fazla
tüketilmesi de zarara yol açabilir. Bu yüzden tüketirken miktar ve demleme
sürelerine dikkat etmek önem taşıyor. Fazla tüketme durumunda toksik etkiye
neden olabileceği gibi demleme süresini de ortalama 3-5 dakikada tutmak
gerekiyor. Öte yandan günde 2-3 fincandan fazla bitki çayı içmek, tansiyon
problemine de yol açıyor. Bitki çaylarını kullanmadan önce hekiminizden
bilgi alınız. Gebelik, emzirme, kullanılan ilaç, vücudunuza alerji
yapabilecek bitkiler göz önüne alınarak bitki çayı çeşidi ve miktarı
belirlenmelidir.

Kan şekerini düzenlemeden sakinleştirmeye, yağ yakmadan mikroplara karşı
savaşmaya, depresyondan mide bulantısına birçok faydası bulunan bitki
çayları diyet sürecini de destekliyor. Şimdi gelin birlikte bu çayları
inceleyelim.

Siyah Çay: Ülkemizde en sık tüketilen sıcak içeceklerden
birisidir. İçeriğindeki doğal antioksidan olan flavonoidler kan
damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını kolaylaştırır ve
böylece kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Yapılan çalışmalarda çayın
LDL kolesterolü düşürdüğü de tespit edilmiştir. Ayrıca polifenol ve
kateşinleri içermesi nedeniyle kansere karşı koruyucu etki sağlar. Çayda
bulunan kafein ve tanenlerin vücuttan su atımına sebep olması nedeniyle gün
içerisinde 3 fincandan fazla tüketilmesi önerilmez. Beyaz çay: çaylar arasında en az işlem görmüş, antioksidan miktarı en
yüksek olan bitki çayıdır. Beyaz çay, özellikle kolojen yıkımını
baskılayıcı ve cilde esneklik veren elastin maddesinin yıkımını önleyen
etkiye sahiptir. Böylece daha sıkı ve esnek cilt oluşumuna katkı sağlar.
Ayrıca, yağ üretimini baskılayıcı ve mevcut yağları parçalayıcı özelliği
vardır.

Yeşil Çay: İçeriğindeki “epi-gallo-kateşin-3-gallat (EGCG)”  biyolojik
ögesi sayesinde metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekliyor.
Kateşinin etkisiyle sindirim enzimlerinin aktivitesini yavaşlatarak,
bağırsaktan emilimini azaltıp kilo kaybını artırmaya yardımcı oluyor.
Düzenli tüketiminde özellikle deri altı karın yağları ve kandaki
trigliseritin düşmesi üzerinde etkin rol oynuyor. Böbrekler tarafından
salınan anjiyotensin dönüştürücü enzime bağlı kan basıncını düzenleyerek
tansiyonun düşürülmesine yardımcı oluyor. Yüksek antioksidan içeriğiyle DNA hasarı, kanser gibi birçok hastalığın
önlenmesinde etkin olup vücutta zararlı maddelere karşı kalkan görevi
yapıyor. Anti-inflamatuvar etkisiyle ülseratif kolit, Chrohn gibi bağırsak
hastalıklarının etkilerini azaltılmasına destek oluyor.

Ihlamur Çayı: Soğuk algınlığı ve gribin en geleneksel tedavi yöntemi olan
ıhlamur çayı, bu hastalıklara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin
yanı sıra öksürük için de kullanılan iyi bir destekleyici niteliğindedir.
İçeriğiyle boğazda oluşan tahrişleri önlerken, ağrı kesici ve iltihap
giderici etkisiyle tahrişlerin onarımına da yardımcı oluyor. Yatıştırıcı
özelliğiyle de strese karşı etkili ve ayrıca hastalık durumunda terletici
etkisiyle rahatlatıyor. İdrar söktürücü özelliğe sahip ıhlamur çayını 6
aydan büyük bebekler dâhil her birey rahatlıkla tüketebiliyor.

Papatya Çayı: Sinirleri yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisiyle doğal
antidepresan olarak adlandırılıyor. Strese bağlı uyku problemleriyle
savaşarak uykusuzluğun önlenmesinde yardımcı oluyor. Özellikle kadınların
regl döneminde yaşadığı gerginlik ve adet sancılarının yatıştırılmasında
fayda sağlıyor. İçeriğindeki alfa bisabolol ve azulene sebebiyle ülser,
mide yanması gibi mide rahatsızlıklarına karşı iyi geliyor. 6 aydan büyük
bebeklerde gaz spazmlarının önlenmesinde kullanılabiliyor. Papatya çayında
dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, papatya çeşitlerinin birçoğu
zehirli olduğu için, çayın yapımında kullanılacak kurutulmuş papatyalar
güvenilir yerlerden alınmalıdır.

Rezene Çayı: 6 aydan büyük bebeklerden annelere kadar her yaş grubuna
faydalı olan rezene çayı kasları yumuşatarak spazmlara iyi gelerek gaz ve
şişkinliği azaltır. Anne sütünün yapımını artırır. Bayanlarda östrojenin
etkilerini artırdığından adet öncesi sendrom ve menopoz dönemine iyi gelir.
Antimikrobiyal etkisiyle bağışıklığı kuvvetlendiriyor. İştah problemi olup
yemeyen çocuklar da düzenli tüketiminde iştah artırıcı özelliği bulunuyor.

Ada Çayı: Kan dolaşımını hızlandırıcı, sindirimi kolaylaştırıcı ve astıma
karşı etkili bir bitki çayıdır. Ayrıca regl düzensizliği yaşayan kişilerin
kanamalarının daha düzenli periyotlarda olmasına destek olur.

Kuşburnu Çayı: C, B1, B12 gibi yoğun vitamin içeriğiyle vücuda dinçlik
sağlayan ve bağışıklığın destekleyen bitki çaylarının baş tacı olarak
nitelendiriliyor. Antioksidan yapısıyla enfeksiyonlara karşı bedeni
koruyor. İçeriğiyle etkin bir kan temizleyicisi ve raşitizm ilacı olarak
görülüyor. Kronik yorgunluğu olan bireylere enerji veriyor. A vitamini ve
karotenoid içeriğiyle göz sağlığını koruyor.

Melisa Çayı: Yatıştırıcı içeriğiyle düşük ve orta depresyon tedavisine iyi
geliyor. Bunun yanı sıra hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kolik gibi sindirim
sistemi sorunlarının giderilmesine yardımcı oluyor. Yapraklarında bulunan
uçucu yağ sayesinde virüslerle savaşmada ve özellikle uçuk virüsünün
üzerinde etkin rol oynuyor. İçerisinde bulunan maddelerden biri olan
rozmarinik asidin beynin öğrenme ve algılama işlevlerini artırmada yardımcı
oluyor.

Chai Çayı: Özellikle kansere karşı savaşan ve bağışıklık sistemini
kuvvetlendiren birçok antioksidan ve fitokimyasal içeriyor. İçeriğinde
bulunan tarçın ve zencefil özütleri sayesinde soğuk kış günleri için iyi
bir grip savar. Özellikle adet dönemlerindeki kadınlarda oluşan tatlı
ataklarını önlemede ve adet sancılarını dindirmede rol oynuyor. Sindirim ve
pankreatik enzimleri uyarıcı etkisiyle kan şekerini düzenlemenin yanı sıra
doygunluk hissi vererek metabolizmanın daha hızlı çalışmasına da yardımcı
oluyor.

Nane Çayı: Antioksidan özelliğiyle virüs, tümör ve bakterilerle savaşarak
vücudu koruyor. Yatıştırıcı etkisiyle mide yanması, mide bulantısı gibi
durumlarda olumlu etki yaratıyor. Reflü hastalarında mide ekşimesini
azaltıyor. İçeriğinde bulunan uçucu bileşenlerle boğazın yumuşamasına ve
kuruluğun giderilmesine yardımcı oluyor.

Ekinazya Çayı: Özellikle sıkça hasta olduğumuz kış aylarının
vazgeçilmezidir. Akyuvarların üretimini ve aktivitesini destekler.
Enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.

Isırgan Otu: En önemli özelliği anne sütünün miktarını arttırmasıdır.
Ayrıca, iyi bir diüretik olan ısırgan otu kan dolaşımını hızlandırmaya da
yardımcı olur.

Tarçın-Karanfil: Kan şekerinin düzenlenmesinde etkilidir. Ayrıca tarçının
içeriğindeki uçucu yağ ve fenolik bileşiklerden kaynaklı iyi bir
antioksidandır.

KAYNAKÇA
Teke , Cansu. Blog yazısı. Erişim (Kasım 2016)
Gülünay, Merve. Blog yazısı.
Özkaya, Melis. Blog yazısı. Erişim (18.08.2017)
Barış, Olcay. Blog yazısı. Erişim (09.08.2017)
Adanç, Buket. Blog yazısı. Erişim (20.07.2016)

BANU ERDOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir