Biz Paylaştık

 

Yalnızlık Allah’a mahsustur. İnsan ise sosyal bir varlıktır. Sosyal yaşam insanların birbirleriyle paylaşarak oluşturduğu bir ortamdır. İnsan ancak paylaşarak yalnızlıktan kurtulabilir.

 

Farklı bilgi, beceri ve yeteneklere sahip olan insanoğlu, yaratılışından itibaren hep iç içe yaşamış ve birbirleriyle malını, bilgisini, parasını, sevgisini, üzüntüsünü, zamanını, dünyasını paylaşmıştır. Yaptığı bu yardımlaşma ve paylaşma yücelmesine, dünyasını imar etmesine zemin hazırlamıştır. Paylaşım, genel olarak bir bütünü parçalara bölerek aralarında bölüşmek olarak tanımlanabilir. Bütün, parçalanıp bölüşürken küçülür, azalır. Böylece bütünü elinde bulunduran kişi verdikçe kendi pastası küçülür. Ancak nefis, paylaştığında da kazanmak ister. Karşılığını bekler. Aslında bunda garip olan bir durum yoktur. Çünkü paylaşsa dahi karşılığını görmek istemesi nefsin fıtratı gereğidir. Hepimiz bunu rahatlıkla kendimize itiraf edebiliriz. Sevincimizi mutluluğumuz çoğalsın diye, üzüntümüzü kederimiz azalsın diye paylaşırız. İşe maddî açıdan bakarsak fırınında ekmeği olan ekmeğini paylaşır karşılığında parası olan parasını fırıncıyla paylaşır. İki taraf da paylaştığının karşılığını alır. Manevî yönden bakarsak elinde fırıncıyla paylaşabileceği parası olmayan kişiyle de fırıncı ekmeğini paylaşabilir. Bu görünürde fırıncının ekmeğinin azalması ve karşılığını görmemesidir. Ancak fırıncı bu işi dünya üstü bir sebeple yapmış olabilir. Dolayısıyla nefsi itibariyle yine paylaşımının karşılığını bekliyor manasına gelir. İslâm dini her zaman insan nefsine hitap etmiştir. Yaratan, yarattığının özünü en iyi bilendir. İnsanın anlaması gerekeni nefsinin kabul etmek zorunda olacağı şekilde bizlere anlatır. Mesela dinimiz zekat ve sadaka vermemizi emretmiştir. Yani zengin malını fakirle paylaşmak zorundadır. Bu paylaşım, malda bir eksilme gibi gözükse de aslında bunun malları ve sevapları kat kat arttırdığını (Rum, 39) zekatı verenlerin mükâfatları olduğunu (Bakara, 177) yani karşılığının olduğunu özümüzü en iyi bilen bizzat kendisi söylemektedir.

 

Henüz on sene öncesinde paylaşmak deyince aklımıza ilk gelenler daha çok elimizdeki maddî şeyler olduğu hâlde, bugün zihin dünyamızda canlanan ilk şey İnstagram’da bir fotoğraf paylaşımı, Twitter’da bir cümle paylaşımı oluyor. Yapılan bu paylaşım bile karşılığında takipçi, etkileşim beklentisi oluşuyor. Paylaşımın sonucu yine karşılık görme isteğine çıkıyor.

 

Bizler de Mahbez ekibi olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi paylaşmak istedik. Yapacağımız paylaşımların sonucunda nefsimiz tabiî olarak karşılık görmek istiyor. Bizim Mahbez ekibi olarak beklediğimiz karşılık, yazarak kendimizi geliştirmek ve geliştirmek için daha fazla kendimizi okumaya, araştırmaya yöneltmektir.

 

Bu nedenle dergimizin hayırlı olmasını diliyor, Bismillahirrahmanirrahim diyoruz.

Yahya ATEŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir