DÖNMÜYORUM!!

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanın ahirinde bir gün dünya dönmekten
yorulmuş, yalnız dönmekten mi insanlardan da. İnsanların hırsları,
öfkeleri, düşmanlıkları… Bıkmış dünya yapılan tüm zalimliklerden,
haksızlıklardan. Küsüp tüm insanlığa “Dönmüyorum ulan!” demiş. İnanmadınız
değil mi dünyanın bu kadar kaba olacağına, hem herkese küsse bile çocuklara
küsmez dünya, onların hatırına yine devam eder dönmeye.  Zaten yalnız
masallara başlanır böyle. Şöyle deneyelim bir de:

“Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” böyle başlamıştı değil mi
şair de? Şimdilerde ben bir şairinki kadar güzel sözcükler devşirebilmeyi
dilerken zamandan kestiremiyorum zamanın evvelinde miyim ahirinde mi. Evvel
zamanın güzel olduğunu öğretmişti masallar ve her kötülüğü ahir zamana
yormuştu büyükler. Evlerimize sığındığımız ve dünya dönmeye devam etse de
bizim için zamanın durmuş olduğu şu günlerde Zarifoğlu zarif bir adamı
dinliyor ve kendi içime bakıyorum; zamana iftira attığımızı güzelliğin de
kötülüğün de kendi içimizde olduğunu keşfediyorum. Sonra o korkunç
fikirleri geliyor aklıma -tam da bu minicik virüsün bize bir kalbimiz
olduğunu hatırlatacağını umut ederken- “Aşıyı Afrika’da deneyelim.” İnsanın
inatla içinden kötülüğü seçeceğini fark ettiğimden beri zamandan kaçmaya
çalışıyorum. Çünkü biliyorum biz evlerimizde kendi küçük dünyamıza
sığınmışken aslında başka coğrafyalarda zaman hızla  akıyor ve ben zamandan
kaçarken aslında zamanı kaçırdığımı fark ediyorum. Zamanın sahibine
sığınmakta buluyorum çareyi.

Bir Ramazan günü o ölmeden önceki son sözleri “Sizi Allah’a şikayet
edeceğim!” olan çocuk gibi zamanın sahibine şikayet ediyorum bir bir içine
dönüp de kötüden başkasını dışa çıkaramayanları. Zamanın sahibine şikayet
ediyorum zalimleri ve zulme göz yumanları. Zamanın sahibine şikayet
ediyorum en çok da kendimi. Bir Ramazan günü tokluğumdan utanırken
yazıyorum bu satırları. İnsan tokluğundan utanır mi demeyin  insan ramazan
günü tok olur mu hiç? Acıkmayayım diye sahurda mideme ettiğim zulüm
geldiğinde aklıma, orucumdan da kendimden de utandığımda şikayet ediyorum
kendimi. Annesi bir lokma yemek isterken kucağında açlıktan can veren
Afrikalı bebek geliyor aklıma. Sonra aşıyı Afrika’da deneyelim diyen
doktorlar. Ben bir Ramazan günü Afrikalı bir bebeğin açlığını
hissedemiyorken nasıl oruç tutuyorum diyebilirim, ben şimdi o doktorlara
nasıl kızabilirim? Evet oruç tutmak aç kalmak değildi yalnız ama biz aç
kalmayı unuttuk iftar sonraları artan yemekleri dökerken. Her gün beş
milyon ekmek çöpe atılırken unuttuk her beş saniyede açlıktan bir çocuğun
can verdiğini. Unuttuk ekmeğin sahibini, ekmeği vereni hatırlayıp
şükretmeyi. Çamurlu suya ulaşmak için her gün kilometrelerce yürümek
zorunda olan Afrikalı çocuğu hatırlamadık evimizdeki berrak sularla
iftarımızı açarken. Bir sabah kilometreleri aştıktan sonra su birikintisi
kuruduğunda neler hissettiğini düşünmedik bile. Suyun sahibinin bir gün
suyu bizden de alabileceği hiç gelmedi aklımıza. Bir gün özgürlüğümüzü
alacağı da gelmemişti oysa. Dışarıya çıkmayı özleyeceğimizi düşünmemiştik
hiç, suyu özleyeceğimizi ya  da her gün çöpe attığımız ekmekleri
özleyeceğimizi düşünmediğimiz gibi.

Şimdi ben zamandan kaçmaktan bitap  şikayet ediyorum bizi zamanın, suyun,
ekmeğin sahibine. Hepimizi bir bir şikayet ediyorum Fransız doktorları
şikayet etmeye utanırken. Dünya dönmekten yoruldu dediğimde bana
inanmamıştınız. Masal değildi dünya bizden yoruldu. Belki Afrikalı çocuklar
hatırına devam ediyordur dönmeye.

Bir gün dünyayı da kaybedeceğimizi düşünmüyor kimseler özgürlüğümüzü
kaybettiğimiz gibi, suyu ve ekmeği kaybedeceğimiz gibi. Dünyanın, evrenin
ve zamanın sahibi onu da alacak bizden biz asıl sahibini unuttukça.
Evlerimize sığınırken keşke asıl evimize kalbimize sığınsaydık, kalplerin
sahibine sığınsaydık. Belki o zaman masallarda ki gibi mutlu son olurdu.

Merve EKMEKCİ

2 thoughts to “DÖNMÜYORUM!!”

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Elimizdekilerin kıymetini bilmek, başka coğrafyalardakiinsanlari anlamak, yaptığımız ibadetlerinin özünü anlamak ümidiyle, tşkk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir