GELECEK AH EDECEK

Sanırım yazılarım genelde gençler, gelecek, yön verme ve ne yapabiliriz üzerine oluyor. Bunun en büyük sebebi ne zaman “Bismillah diye başlayacak olsam bir sebep çıkıyor.

Hepimiz görmüşüzdür sosyal medyadan, haberlerden veya ortamlardaki konuşmalardan, çocuklarımızı bekleyen adını anmak istemediğimiz tehlikeleri.

Peki, bunu nasıl yaptırıyorlar ciddi anlamda merak ve korkuyla? Çocuk veya genç oldukları için merak etmeleri normal. Peki ya korkuda bizimde katkımız var mı acaba? Sanırım var. Çünkü sadece bakışlarıyla bile çocuğun kıpırdamasını engelleyenler veya en ufak şeylerde şiddete maruz kalan çocuklar bir şekilde bunu denemeye çalışıyor. Ama en önemlisi annelerin gece uykularını bölmek istemediği için verilen mamalar, janjanlı, merak uyandıran içinde ne olduğunu yazamayıp 200’lü 400′lü kodlar verilen gıdalar ve tabii ki iyiye kullanıldığı kadar da kötüye de kullanılabilen internet.

Fark ettiniz mi? Belki bizim yaşımız kadar okumuş,  ilim öğrenmiş doktorlar yerine yeni meslek olan birçoğu saçma sapan hareketler yaptığı için tutulmuş youtuberların sözü daha çok geçiyor. İnsanlar onlar gibi olmak istiyor. Ye, iç, gez, herşeyi yap, para kazan. Siz de merak etmiyor musunuz doktor, hâkim, polis, öğretmen olmak isteyen çocuklarımız nerede diye? Ya da bu mesleklerden insanlar azalınca ama nüfus artmaya devam ederken talep nasıl karşılanacak diye?

Gelelim özeleştiri kısmına. Hayatlarını sosyal medyada geçiren anne babalar her ânını paylaşıp tanıdığı, tanımadığı herkese gösteriş yaptığını düşünürken, evdeki en güzel anları kaçırıyorlar. Dün bir mağazada fincan sordum 150 lira dedi. Fiyat değil, fincanın bu kadar kıymetlenmesi dikkatimi çekti ama bana göre sebebi belli. İnsanların sabah, öğle, akşam geçerken uğrayan kahve arkadaşları, gece eşle mutluyuz bizkahvesi filan derken bir zamanlar ev hediyesi diye götürülen fincanlar meğer ne kadar değerlenmiş durumlarda. Ahinstagram ah! Hep sebep sensin.

Ah yavrum acaba fincan kırılıp elini kesse ilk akıldan geçen sana bir şey olduğu mu yoksa takımın bozulup gelen arkadaşlara bunun nasıl eksik çıkacağı mı düşünülür?

Ve son olarak işini iyi yapanları tenzih ederek, puanı tuttuğu için seçilmiş mesleğini sevmeyen öğretmenler, okula zorla gelen öğrenciler, dışarıdaki işlerden yorulmuş tek hayali eve gelip pijamaları giyinip kumandayı almayı hayal eden babalar, ev işlerinden bıkmış arkadaşlarının sürekli gezip dolaştığını kendilerinin de bunları hak ettiğini düşünen anneler daha neler neler...

Şunu unutmayalım: tehlikeli gördüğümüz her şey patlamaya hazır bir bomba gibidir. O yüzden ne kadar hayata dokunabilirsek hem kendimizi hem geleceğimizi kurtarıyoruz.

O zaman yapmamız gereken, zamanın bizi ayırmasını beklemeden etrafımıza zaman ayırmak, dua almak ve dua etmek.

“Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı.” [Hz. Muhammed (S.A.V.)]

SÜMEYRA KATIRCIOĞLU ARSLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir