KENDİ KİMLİĞİMİZ

Verdiği bir parça ekmekle kedinin karnını doyurmasından mutlu olan insan için tüm insanlık yararına bir keşifte bulunmasından daha huzur verici ne olabilir? Özellikle ortaya koyduğu ürün, asırlardır tüm insanlığa hizmet etmeye devam ediyorsa...

Bazı nadide şahıslar, tüm hayatlarını bilime vermişinsanlardır. Daha doğrusu bilimi bir araç olarak kullanmış ve tüm yaşamlarını insanlığın yararına adamışlardır. Niyet halis olunca netice Allah’tan olmuştur.

Bu isimlere birkaç örnek vermek istiyorum. Astronomi alanında Dünya’nın Güneş’e karşı tekrar aynı konumuna gelmesi için henüz Batının konudan haberi yokken Astronomi ilminin kurucusu el-Battanî 365 gün, 5 saat, 46 dakika, 22 saniye geçmesi gerektiğini ölçmüştür. Günümüz ileri düzey teknolojik aletleriyle yapılan ölçümde ise bu süre sadece 2 dakika 24 saniye değişmiştir. el-Battanî ise bu ölçümü yaparken 10. yüzyıl imkânlarını kullanmıştı.

9. yüzyıl Abbasî Halifesi Me’mun, Akdeniz’in yüzölçümünü öğrenmek istediğinde bu ölçümü yapanMüslüman âlimler, bugün isimlerini sinüs, kosinüs olarak bildiğimiz ancak o gün kendi terimleriyle ifade ettikleritrigonometrik hesaplar yapmışlar ve bugün ölçülen orana çok yakın bir yüzölçümü hesaplamışladır. Ancak ilme ve âlimesaygısı olmayan Batı, keşfedilen bu oranları kendilerine mal ederek dillerine sinüs, kosinüs şeklinde çevirmiş ve kendileri keşfetmiş gibi göstermişlerdir.

Müslümanların kitaplarında devamlı Batıya gidince orada bir kara olacağı yazıyordu. Bunun diyen kişi 1492’de Amerika’yı keşfettiği söylenen Kristof Kolomb. Gemisine aldığı insanlar aylarca okyanusun ortasında kalıp umutları tükenmeye başlayınca Kristof Kolomb onları bu sözlerleteselli etmiştir. Kolomb’dan 500 sene önce Amerika ve Japonya’nın varlığından haber veren Beyrunî’dir. Ayrıca Beyrunî, Matematik, Tıp, Fizik alanlarında da eserler yazmıştır.

Bu listeyi rakamları Avrupa’ya öğreten Harizmî’yle, insanlara uçabilme ufkunu kazandıran Hezarfen Ahmed Çelebi’yle, sırlarına henüz dahi vâkıf olunamayan Mimar Sinan’la, tarih ilminin babası İbn Haldun’la, günümüzden 1200 sene önce maddenin en küçük yapı taşı olan atomun parçalanabileceği fikrinin öncüsü Cabir b. Hayyan’la, 21. yüzyıl tıp öğrencilerinin hâlâ kitaplarından istifade ettiği İbn Sina’yla uzatmak mümkündür. Bu isimler, günümüz teknolojinin temelini atan insanlardır. Bu güzide insanların ortak özelliği ise Müslüman kimliğini taşımalarıdır. Dininin ne demek istediğini tam olarak kavrayamadıkları için devamlı terörle anılan Müslümanlar, İslâm’ı doğru anladıklarında “Bin yıl önce nasıl mümkün oluyor?” şaşkınlığı uyandırıyorlar.

İşte Oku!” emrinin nereden geldiğini ve maksadını en iyi şekilde anlamış insanlara sadece birkaç örnek. Kendisini ve çevresini okumuş, insanların faydasına sunmuş daha niceşahsiyetler mevcut. Tembelliğin ve uyuşukluğun dünyada olmanın amacına aykırı olduğunun farkında olmak, insan olmanın gayesini anlamak, çalışmak, gayret göstermek işte tam olarak budur. Düşmanın, fikirlerini çalmak için gösterdiği çabanın yarısını sahip çıkmak için gösteremediğimiz isimlere birkaç örnektir bunlar.

Bu isimler bize kimliğimizi gösterir. İlmin insanlığın kurtuluşu için bir yol olduğunu anlatır. Sahip çıkarsak bize kendimizi hatırlatır. Hayranlık duyduğumuz nihai hedefiBatıdan kendimize çevirir. Biz kendimizi bilirsek bizi bizden daha iyi bilen, bugün burada olduğu gibi bizi bizden sonrakilere hatırlatacaktır.

Not: Veriler, Müslümanların İlmi Keşifleri ve Batı İlminin Çıkmazları (M. Mustafa Uzun) ve Müslüman Bilim Adamaları (İbrahim Sarı) kitaplarından alınmıştır.

YAHYA ATEŞ 

One thought to “KENDİ KİMLİĞİMİZ”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir