NEFSİME BİR DEYİŞ

Kovulmuş ellerin serin sulardan
Toza toprağa olmuş çilekeş bir yar,
Gözünün feri sanırsın ömrüne her daim kâr.
Sırtında dağlar boyu bir yük,
Nereye gider bu acı, bu kadar büyük?
Nasırlaşmış ellerin farkında mısın?
Bre rızk peşinde koşmaktan yorulmaz mısın?
Daha aylık iken yazılmış yazgın,
Ama öyle körsün ki nefsin hala azgın!
İki rekatla Adem, adam mı olurmuş?
Bak, o bile cennetten kovulmuş!
Sanırsın ardı sıra dizilmiş mükâfatlar,
Sana kim, ne etsin, azığın sadece yabani otlar!
Ellerim titriyor, ardım da önüm de karanlık, deme,
Budur istiğfar yükü, sakın ayaz yeme!
Ne kemikten ne ettensin, sâde günahtan ibaretsin,
Tövbe bekler sema, ama sen, heybende eksik ibadetsin!
Sen ki alaktan, topraktansın!
Uyan, secden senin yolundur!
Burada cihat, mübarek ve doğrudur!
Secdende doğrul, secdende durul!
Gözyaşınla yıkan, güslet ve paklan!
Zikir ile yoğrul, tefekkür ile aklan!
Mîracina ulaş, kab-ı kavseynine saplan!
Dirim ağlar, içim ağlar, kalbimi yalnız zikr-i hû dağlar,
Hatırla! Öyle bir zaman ki nûruyla tuz buz olmuştu dağlar!
Konuşur susarım, ne anlatacaksam önce kanar, sonra ağlarım,
Ölümüm bekler, divane gibi yollar gözlerim,
Ben yetim bir kız çocuğu, en çok Resulullah’ı özlerim.

ÖZGENUR KARACA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir