Yandığımız Yerden

 

Bismillahirrahmanirrahim.

İnsanın “birey” olarak söyleyeceği veya söylemek üzere pişmesi için fırına bıraktığı çokça kurgusu vardır. Sosyal bir varlık olarak insan,  cemiyetteki yerine göre  bu kurguları karşı tarafa iletir. Bu iletim çeşitlerinin en zor olanı yazmaktır. Zira “yazmak işi”, bünyesinde pek çok amaç ve unsuru barındırdığı için, neşvünema bulduğu her çağda, girift bir hâl alarak zorluğunu ortaya koymuştur. Margureite Duras’ın, “İnsan, içinde bir yabancıyı barındırır; yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır.” sözü de, yazmanın alelâde bir dışavurumculuktan ibaret olmadığını, bilakis zorlu bir içsel yolculuk ve devinim neticesinde meydana geldiğini anlatmaktadır.

Yazmak için yaşamın herhangi bir noktasından rahatsızlık duymak gerekir. İçinde bulunduğumuz ânı ve tahmin etmesi pek de güç olmayan yakın geleceği  baz alırsak, internetin ve bireysel rahatlığı iliklerimize kadar hissettiren sosyal medyanın şiddete meyyal yapısı ve fitne üreten içeriği, rahatsızlık duymamız için yeterli oldu. Yalan, iftira, çarpıtma, hedef gösterme, ötekileştirme ve düşmanlaştırmanın, birer misyon gibi bireylerin çok rahat yapabildikleri eylemler konumuna geldiğini açıkça gördük. Vicdan sahibi herkesi bir miktar da olsa üzecek bu kutuplaştırıcı ortam, “ahlâk” mefhumunu irdeleme mecburiyetini doğurdu. Zira yukarıda sıralanan çirkin işlerin yapılması doğrudan ahlâkla ilintilidir ve ne yazık ki aynı yolun yolcusu diye tabir edilebilecek insanlar tarafından engellenmemesi de toplum genelinde ahlâkî normların ne denli yozlaştığına delil niteliğindedir.

Bahsettiğimiz hususlar şahsî olarak her birimizin belirlediği ilkeler olmamakla beraber, içerisinde sürüklendiğimiz ahval, bizi bu hususlar hakkında düşünmeye ve sorgulamaya mecbur bırakmaktadır.

Son yıllarda ülkemizde oldukça popülerleşen ve eserleri yüzlerce kez basılan Çek asıllı Avusturyalı yazar Franz Kafka’yı birçoğumuz biliyoruz. Kafka, eserlerinde karmaşık olmayan bir dille, insanın yalnızlaşmasını, iletişim sorununu ve kendine karşı güvenini sorgulamış ve bu özgün üslubuyla onun isminden türeyen bir kavram hayatımıza aktarılmıştır. “Kafkaesk” denen bu kavramla, bireyin çevreye karşı korku duyarak bunalıma girmesi, iletişim kanallarının politik/bürokratik çıkmazlarla törpülenmesi ve nihayetinde toplum içerisinde birey kimliğinin hiçe sayılması kastedilmektedir. Kafkaesk, Kafka’nın eserleri neticesinde ortaya çıkmış ve edebiyat literatüründeki yerini almıştır. Yani, Franz Kafka’nın eserleri olmasaydı, okumakta olduğunuz satırlar da burada olmayacaktı. Fakat Kafka, eserlerini yayımlamak, insanlarla paylaşmak istemedi. Bütün çalışmalarının yakılmak sûretiyle imha edilmesini vasiyet etti. Öldükten sonra arkadaşı Max Brod bu çalışmaların peşine düştü ve gelecek nesillere aktarmak adına yayımlanmasına vesile oldu. Biz, ahlâk konusuna bu zâviyeden bakarak bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Franz Kafka’nın topluma mâl edilecek çalışmalarını toplum yararından saklamak istemesi ahlâkî bir davranış mıdır? Peki Max Brod’un sahibinin izni olmadan ölümünden sonra onun eserlerini paylaşması ahlâkî değerlere ne kadar uymaktadır? İki ismi de haklı ya da haksız bulabiliriz. Ahlâk kavramını buradan değerlendirerek düşünce yapımızı şekillendirmemiz gerekir. Aksi hâlde, bilgisayarın başında mütemadiyen kara içerik üreten insanların yaptıkları eylemleri normal karşılayan bir güruhun varlığı çözümü olmayan bir probleme dönüşecektir.

Biz, işte böyle bir ortamda, ahlâkî değerleri önemseyen bir dil oluşturmak adına yola çıktık. Toplum genelinde insanları kutuplaştırıcı ve şahısları aşağılayıcı tavırlardan uzak bir gündem oluşturmak niyetindeyiz. Kafka’yı ya da Brod’u savunmuyoruz; zira mekânlar ve isimler değişmeye devam edecektir. Biz ise temiz bir dil ve nitelikli bir içerik üretebilmenin peşinde olacağız. Bu amaca mâtuf olurken, geleneğe bağlı kalıp, geleceğe yönelmeye gayret edeceğiz. Ünlü filozof Kierkegaard’ın şu sözü bizce arkasından adım atılan bir amaç için derin manalar taşımaktadır: “Yaşam, geriye bakarak anlaşılır, ileriye bakarak yaşanır.”

Abdullah SABUNCU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir